Lüksemburg, tarihi mahalleleri nedeniyle Unesco Kültür Mirası kapsamına alınmıştır. Bu değerin verilmesinin en önemli nedeni hiç şüphesiz tüm evlerin eski doğal güzelliğini ve Avrupa’nın el değmemiş bakir tabiatını korumasıdır.
Tarihi sur sistemi 10. Yüzyıldan beri muhafaza edilmektedir ve Lüksemburg’un en önemli simgelerinden birisi olan Lüksemburg kalesi 963 yılında yapılmıştır.
Roma tarafından inşa edilen bu kale, sonrasında saldırılar ve veliaht sorunları nedeniyle pek çok farklı devletin eline geçse de Lüksemburg’un en önemli simgelerinden birisidir.
Sayfa İçerisindekiler
Lüksemburg Nasıl Bir Şehir?
Lüksemburg’u hiç bilmeyenler için, şehrin mimarisi oldukça şaşırtıcı olabilir. Şehir sanki çift katlıymış gibi iki farklı katmana kurulmuştur. Alt kata indiğinizde karşınıza çıkan Alzette nehri, alçak olan şehrin kendisi etrafında oluşmasını sağlamıştır.
Alt kısmı nehrin etrafındaki düz ovaya kurulmuş gibi düşünecek olursanız, üst katın dik yokuşlar ve yamaçlara konumlandırılmış evlerden meydana geldiğini rahatlıkla hayal edebilirsiniz. Burada görülmesi gereken en önemli yerlerden birisi hiç şüphesiz Alzette Nehri ve Gründ mahallesidir.
Alzette nehri üzerinde ufak bir gezintiye çıkarken, sağ ve sol tarafınızdaki eski mimariye sahip tarihi evleri rahatlıkla görebilirsiniz. Ayrıca nehrin üzerine yansıyan üst şehrin manzarası da görülmeye değer.
Gründ’de bulunan Neumünster Manastırı tarih boyunca pek çok azılı suçluya ev sahipliği yapan bir hapishane olsa da günümüzde sanat ve etkinliklerin yapıldığı bir gösteri merkezi olarak kullanılmaktadır.
Alzette nehrinden devam ederek Gründ mahallesinin sonuna gelirseniz, karşınıza devasa 2 viyadük çıkacaktır. Bu viyadükler oldukça eski olmalarına rağmen ilk günkü güzelliklerini ve görkemlerini hala korumaktadırlar. İşte bu viyadükler şehrin altını ve üstünü ayıran temel bir noktayı temsil eder.
Özellikle daha büyükçe olan viyadüğün üzerine tırmanırsanız şehrin üst katına yani, Ville Haute’ye varmış olursunuz. Viyadüğün üzerinden alt şehre doğru harika bir manzara gözlemleyebilirsiniz.

Lüksemburg Gezilmesi ve Görülmesi Gereken Yerler
Üst şehre ulaştığınız bu nokta görmeniz gereken en önemli yer kesinlikle 23 kilometrelik uzunluğa sahip olan yer altı tünelleridir.
Ülke zaten oldukça küçük olduğu için 23 kilometre neredeyse ülkenin tamamını kaplamaktadır. Bu tünellerin başlangıç noktası ise üst şehirde bulunur ve adı Petrusse Casemates diye geçer, Bock bölgesinde bulunur.
Tünellere girdiğinizde parmaklıklar arasından şehrin muhteşem manzarasına tanık olma fırsatı elde edersiniz.
Lüksemburg Gezilecek Yerler
Lüksemburg Kalesi
Şehrin üst kısmına çıktığınızda görmeniz gereken en önemli yapılardan birisi de hiç şüphesiz Lüksemburg kalesidir. Kale Roma döneminde yapılmış olmasına rağmen 14 ve 15. Yüzyılların etkisi ile barok görünüme kavuşmuştur.
Avrupa’nın en el değmemiş kalelerinden birisi sayılmasına rağmen tabi ki defalarca kez ustalar tarafından restore edilmiştir. Kale mimarisi nedeniyle filmlerde görmeye alışık olduğumuz şatoları andırmaktadır.
Notre Dame Katedrali
Notre Dame kilisesi, Aziz Nikolas kilisesi olarak da bilinmektedir. Ülkenin tamamına hakim olan gotik mimari bu kiliseye de hakimdir. Aslında uzun yıllar boyunca kilise olarak kalan yapı, 19. Yüzyılın sonlarında papa tarafından kutsanarak katedral halini almıştır.
Zaman içerisinde büyük bir turistik merkeze dönüşmesine rağmen hala ülkenin en önemli din merkezlerinden birisidir.
Adolphe Köprüsü ve Ulusal Müzeler
Adolphe köprüsünün en önemli özelliği ülkenin bağımsızlığına dair önemli bir simge olmasıdır. Tren yoluna olan bağlantısı ve tren garını şehre bağlaması özelliğinin dışında, halk için bağımsız oluşlarını temsil eder.
Fransızlar tarafından yapılan köprü, hala ilk günkü gibi durmaktadır. Eğer ulaşım olarak tren kullanırsanız ve yan ülkelere tren ile gitmeye karar verirseniz, üzerinden geçerken mutlaka dikkat etmelisiniz.
Lüksemburg küçük bir ülke olmasına rağmen çok fazla sayıda müzeye sahiptir. Özellikle her geçen gün etkinliklerin sayısının artması ve sürekli olarak turistlerin ilgisini çeken bir yer olması bu müzelerin sayısını arttırmaktadır.
Kalelerin ve hatta müzelerin içerisinde sürekli olarak değişik sanat galerileri açılmakta ve etkinlikler düzenlenmektedir.
Bilindiği gibi Lüksemburg’un en temel geçim kaynaklarından birisi olan bankacılık nedeniyle en önemli müzelerinden birisi de Banka Müzesi’dir.
Yaklaşık olarak 150 yıllık tarihi bulunan bu müze, zamanında banka olarak kullanılan tarihi bir yapının restore edilmesi ile ortaya çıkmıştır. Bir diğer müze ise Mudam Lüksemburg’dur. Müzenin en önemli özelliği Paris’te bulunan Louvre Müzesi’nin mimarı tarafından yapılmış olmasıdır. Bu müzeyi ziyaret ederseniz, klasiklikten uzak çağdaş eserlerin bulunduğunu görebilirsiniz.
Binası oldukça güzel olduğu için kesinlikle dıştan da olsa görmeniz gereken yerler arasındadır.
Ünlü Dj’ler İle Gece Hayatı
Eğlenmeyi ve içmeyi seven Avrupalılar için bir cennet olan Lüksemburg pek çok yerel ve ünlü Dj’e ev sahipliği yaparak her geçen gün eğlence sektöründeki yerini büyütmektedir.
Küçük bir ülke olmasına rağmen çok sayıda bar ve pub’a ev sahipliği yapan ülke, pek çok müzik grubunun piyasaya çıkmasına olanak sağlamıştır.
Özellikle içki fiyatlarının ucuz olması nedeniyle gece hayatı son derece uygun fiyatlıdır. Lüksemburg’un merkezinde yer alan Big Beer Company en gözde eğlence mekanlarından birisidir. Gün ağarana kadar eğlencenin devam ettiği bu mekan her an yeni bir etkinlik başlatarak müşterilerini şaşırtabilir.
Ayrıca Lüksemburg’da hatrı sayılır miktarda gazino da bulunmaktadır. Eğlenmek isteyenler buraları ziyaret edebilirler.
Schengen’in Lüksemburg İçin Önemi?
Schengen’in en önemli özelliği hiç şüphesiz 1985 yılında 5 farklı ülke tarafından Schengen anlaşmasıdır. Aslında bu anlaşmayı bu denli önemli yapan şey Avrupa’nın temelini oluşturan 5 ülke tarafından imzalanmış olmasıdır.
Anlaşma sayesinde ülkeler arasında gümrük sorunları ortadan kalmış, vatandaşlar rahat bir şekilde yan ülkeler arasında gezebilmeye başlamışlardır.
Lüksemburg için ise Schengen, minik bir şarap köyüdür. Şarapları ile meşhur olan bu köy, karacabey escort düz ovalarında dönümlerce üzüm bağı sahibidir. Schengen’in bu anlaşma için seçilmesindeki neden, Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerin tam merkezi konumunda bulunmasıdır.
Eğer Schengen’e gidecek olursanız anlaşmanın imzalandığı yeri görebilir, muhteşem manzarası ile Schengen köprüsünü ziyaret edebilir ve ülkeleri simgeleyen Schengen yıldızları ile nehre karşı fotoğraf çekilebilirsiniz.
Lüksemburg ile daha detaylı bilgi edinmek için inceleyebilirsiniz. https://vizevatandaslik.com/tag/luksemburg-gezi-notlari
